ANA SAYFA ENGLISH BİZ KİMİZ KARS KENT REHBERİ DESTEKLEYENLER GÖRÜŞ VE ÖNERİLER İLETİŞİM
TARİH
Tarih Öncesi Kars
Hurriler
Urartular
Kimmerler, Tigran Krallığı, Bagratlı Krallığı
Bizans Dönemi
Selçuklu Dönemi
Gürcüler-Moğollar
Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler
Osmanlılar
Ruslar
Rus Göçleri ve 93 Harbi
Müslüman Halklar Nizamnamesi
Sarıkamış Cephesi
Cenub-i Garbi Kafkas Demokratik Cumhuriyeti

Copyright © 2008 Kars Kent Konseyi
Kars Kent Rehberi, Anadolu Kültür’ün Kültür Politikaları Programı kapsamında, ECF ve Chrest Foundation desteğiyle Kars Kent Konseyi tarafından yayımlanmıştır. Bu internet sitesi ise Christensen Fund desteğiyle hazırlanmıştır. Kitabın ve internet-sitesinin içeriği, adı geçen kurumların görüşleriyle ilişkilendirilemez.
Tasarım & Uygulama Sinaps İletişim

TARİH

Kars’ın yetiştirdiği önemli tarihçilerden M. Fahrettin Kırzıoğlu, Bulgar Türklerinden Karsak boyunun uzun süre yaşadığı ve hüküm sürdüğü bu şehre, Kars adının verildiğini öne sürer. Bir başka görüş ise o dönemlerde bölgede yaşayan bir cins tilkinin adına atıf yapar. Tilkinin bol tüylü beyaz kürkü rağbet gördüğü için Afganistan’dan İran’a, Ural Bölgesi’nden batı Avrupa’ya kadar birçok yerden tüccarlar gelir. Şehrin Kars adıyla tanınmasını onlar sağlar. Kar-sak diye bilinen bu tilkinin nesli maalesef tükenmiş, adı yalnızca şehirde kalmıştır.

Kars şehri, İpek Yolu gibi önemli ve stratejik özellikleri olan bir ticaret güzergâhı üzerindedir. Bu nedenle gerek tacirlerin gerekse gezginlerin konakladığı şehri Gürcüler “Karis-Kalaki” yani “Kapı Kent” diye anarlar. Ünlü seyyahlardan Marco Polo da seyahatnamesinde kapı-kentlerden söz eder. Kars adının bu tanımdan doğması ve Avrupalılar tarafından da benimsenerek yaygınlaşmış olması da mümkündür.

Anadolu’da çeşitli rotalar izleyen ticaret yolları Kars platosunda birleşir. Yukarı Fırat yolu ‘Samsat’ Deresi’nden Erzurum Ovası’na geçerek Aras Nehri’ni takiben Sarıkamış’a ulaşır. Karadeniz yolu ise Çoruh Vadisi’nden Kars’a gelir. Kervan yollarının Kars’ta birleşmesi, şehrin adının hafızalarda hep canlı kalmasını sağlar. Rusya’dan İran’a, Hindistan’dan Almanya’ya kadar Kars adının kullanılması ve hatta adının Kanada’da bir yerleşime verilmesi, şehrin birçok ziyaretçiye ev sahipliği yaptığını gösterir.

Kafkasya ve Orta Asya geçiş güzergâhı üzerinde olan Kars’ın sürekli el değiştirmesi, şehrin etnografik ve demografik yapısını da etkiler. Savaşlar ve işgallerin yanı sıra çeşitli dönemlerde çıkan yangınlar, kültürel ve maddi birikimlerin tahrip olmasına yol açar. En büyük yangınlar İran ve Moğol işgalleri sırasında yaşanır. Şehrin son geçirdiği büyük yangın, Taşnaksutyun’a bağlı Ermeniler tarafından 14 Ekim 1920’de çıkartılır. 10 gün boyunca söndürülemeyen alevler, birçok değerli İslam eseri ile ahşap Osmanlı evlerini ve bazı kamu binalarını yok eder.

Sürekli el değiştiren Kars’ın iktisadi olarak gelişme gösterememesi, Selçuklu-Osmanlı zamanında vilayet statüsü alamaması, zaman içinde nüfus potansiyelinin değişmesi, ekonomik olarak şehri küçültse bile tarihi ve kültürel dokusunu büyütür. İşgalcilerin ve işgalden kaçanların bıraktıkları izler bugünün mirasını oluşturur.

Kars’ın tarihsel olarak irdelenmesi başlı başına bir çalışmadır. Bir sınır kenti olarak benzerlerinden daha fazla işgale uğraması, her defasında yakılıp yıkılması, her işgalde nüfusun göçe zorlanmasına yol açar. Ancak her yıkımın ardından yeniden kurulur, gelişerek kent özelliği kazanır.

Tarihte yok olmuş nice önemli İpek Yolu kentleri, ticaret merkezleri, hatta başkentler vardır. Hattuşaş gibi, Efes ya da Bergama gibi, Zeugma ya da Ani gibi kentler bugün ören yeri durumundadır. Ancak Kars, yaşıtı olan bu efsanevi kentlerin akıbetine uğramamıştır. Bu nedenle “Adı tarihinde gizlidir” demek daha doğru olacaktır.

Kaleiçi Mahallesi  Fotoğraf: Yıldırım Öztürkkan Arşiv